Bahaeddin Ögel hocanın notlarında açıkça belirttiği gibi, kadim Türkler kötü niyetli, aşırı hayranlık besleyen ya da kıskançlıkla bakan bir gözün, karşı tarafa fiziksel bir zarar verebilecek derecede yıkıcı bir enerji (yel/esinti) taşıdığına inanırlardı.
바하엣딘 외겔 교수의 저서에 명시된 바와 같이, 고대 튀르크인들은 악의를 품거나, 과도하게 감탄하거나, 질투 어린 시선으로 바라보는 눈이 상대방에게 물리적인 피해를 줄 정도로 파괴적인 에너지(옐/부정한 바람)를 품고 있다고 믿었습니다.
Özellikle bir insanın emeği, başarısı ya da kutsal sayılan çocukları ve atları, bu yoğun enerjinin ilk hedefi olurdu. Bu yüzden bozkır insanı, hayatındaki en değerli üretimleri ve niyetleri bir sır gibi saklamayı, ulu orta konuşmamayı bir yaşam felsefesi haline getirmiştir. Sırrı korumak, ruhu ve emeği korumaktır.
특히 인간의 노고, 성공, 혹은 신성하게 여겨지는 자녀와 말(馬)이 이러한 집중된 에너지의 첫 번째 표적이 되곤 했습니다. 그렇기 때문에 초원의 사람들은 자신의 삶에서 가장 가치 있는 결실과 의도를 비밀처럼 감추고, 함부로 발설하지 않는 것을 삶의 철학으로 삼았습니다. 비밀을 지키는 것은 곧 영혼과 노력을 지키는 것입니다.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.