Eski Türk zihninde ibadet yerleri dört duvardan oluşan yapay binalar değil, Gök Tengri'nin bizzat tasarladığı doğanın kendisiydi. Prof. Dr. Bahaeddin Ögel ve Prof. Dr. Saadettin Gömeç'in eserlerinde vurgulandığı üzere; dağlar, ulu ağaçlar ve nehirler canlı birer kutsal mekandı. Bu inancın en asil sembollerinden biri, akarsuların ve çocukların koruyucusu olan Bayan Bayat'tır. "Ezeli ve ulu" anlamına gelen bu dişi ruh, "Arıg Suv" yani kutsal ve temiz suların başında bekler, bozkırın geleceği olan çocukların üzerine bir anne gibi titrerdi. Türk kültüründe doğayı korumak, doğrudan yaşamı ve kutsallığı korumaktır.
고대 튀르크인의 사고방식에서 예배처는 사방이 벽으로 막힌 인공 건축물이 아니라, 괵 텡그리(하늘신)가 친히 창조한 자연 그 자체였습니다. 바하엣딘 외겔(Bahaeddin Ögel) 교수와 사아뎃틴 괴메치(Saadettin Gömeç) 교수의 연구에 따르면, 높은 산과 거대한 신목(神木), 그리고 흐르는 강물은 그 자체로 살아있는 신성한 공간이었습니다. 이 신앙의 가장 고결한 상징 중 하나가 바로 강물과 아이들의 수호신인 **'바얀 바야트(Bayan Bayat)'**입니다. '영원하고 신성한 존재'라는 뜻을 지닌 이 여성령(Dişi Ruh)은 '아륵 수브(Arıg Suv)', 즉 신성하고 깨끗한 물을 지키며, 초원의 미래인 아이들을 어머니처럼 극진히 돌보았습니다. 튀르크 문화에서 자연을 보호하는 것은 곧 생명과 신성함을 지키는 일이었습니다.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.