Eski Türk devlet felsefesinde doğa, sadece sığınılacak bir yuva değil, kutsal törü (kanun) kurallarıyla korunan hukuki bir bütündü. Prof. Dr. Saadettin Gömeç'in vurguladığı üzere; Orhun Yazıtları'nda devletin manevi koruyucusu olarak geçen "Yir-Sub" (Yer-Su) kavramının merkezinde "Arıg Suv" yani kutsal, temiz sular yer alırdı. Bozkır hukukunda akan bir suyu kirletmek ya da pınarlara saygısızlık etmek, toplumsal kuta ve devlete zarar vermekle eşdeğer sayılmıştır. Bu çevre ahlakını çiğneyenlere törü kurallarınca idam cezasına kadar varan çok ağır yaptırımlar uygulanırdı. Çünkü Türk zihninde su kirlenirse, devletin ve milletin bereketi de yok olurdu.
고대 튀르크의 국가 철학에서 자연은 단순히 머무는 보금자리가 아니라, 신성한 관습법인 '퇴뤼(Törü)'에 의해 보호받는 법적 주체였습니다. 사아뎃틴 괴메치(Saadettin Gömeç) 교수가 강조하듯, 오르혼 비문에서 국가의 영적 수호자로 등장하는 '이르-수브(Yir-Sub, 대지와 물)' 개념의 중심에는 '아륵 수브(Arıg Suv)', 즉 신성하고 깨끗한 물이 있었습니다. 초원법에 따르면 흐르는 물을 오염시키거나 샘물을 모독하는 행위는 사회적 공동체의 '쿠트(Kut, 천명/복)'와 국가를 해치는 죄로 간주되었습니다. 이 환경 윤리를 위반한 자들에게는 관습법에 따라 사형에 이르는 매우 엄격한 형벌이 부과되었습니다. 튀르크인의 사고방식에서 물이 오염되면 국가와 민족의 번영도 사라진다고 믿었기 때문입니다.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.